Ve işte bitti.. Bugün 28 Aralık Çarşamba. Bir başka deyişle bugün geçmişe dair herşeyi sildiğim, bitirdiğim gün. Zamanında çok sevmeme rağmen sırf başka biriyle yakınlaştı, samimi şeyler yaşadı diye ayrıldığım ve beş aydır yine çok sevmeme rağmen (herşeye rağmen) kendime sindiremediğim, yediremediğim, o yaptıkları yüzünden suratına bakmadığım kızı bitirdiğim gün bugün. Bugün arkadaşımın da verdiği gazla "sosyal paylaşım sitesi" facebook'unun şifresini kırıp sevgilisiyle yazışmalarını gördüğüm gün. Evet kaynar sular başımdan aşağı döküldü. Evet görünce çöktüm, dünya başıma yıkıldı. Ama bugün anladım eğriyi doğruyu, yapmam gerekeni, geçmişe sırtımı dönmem gerektiğini.. Bugün anladım "her ne kadar kendi kendime olsa da" hala onu sevip onu beklememem gerektiğini. Şubat 2008 de başlayan aşk görünümlü bir masalın aslında 2011'in ağustos'unda bittiğini ben bugün anladım..bugün anlayabildim.
Meğer ben kabataslak olan değişimlerini biliyormuşum. Meğer benimle iken olmayıp da bensizken olan değişimler Iceberg'in sadece görünen yüzüymüş. Meğer yıllardır sevdiğim o kızı görmek istediğim gibi görmüşüm. Tanıyıp sevdiğim kız, yaz aylarında tartışıp resti çekmemin ardından kendini başkalarının kollarına atan o tanıyıp sevdiğim kız bu değildi. Ben böyle bir kız tanımamıştım. Ya insanları tanıyamıyorum ya da insanlar iyi bir birey olmaktan kötülüğe çok çabuk geçişler yapıyorlar.
Dört sene boyunca kurulan hayaller, söylenen sözler, yaşanan aşklar ve tüm yaşanmışlıkları artık başkasıyla yaşıyordu ve ben bunu bugün kendi hesabına girip oğrendim. Allah bana bunu görmemi nasip ettiği için çok sevinçliyim aslında çünkü aksi takdirde ben salak gibi hala onu takip ediyor ondan gelen haberleri dinliyor ve onun attığı mesajlara cevap veriyor olacaktım. Gerçekliğin dışında kalmış sahte bir hayal ile daha belki de kac ayımı yakacaktım. Hata yapmışım ama insanız hepimiz. Hata yapmadan doğruyu yanlışı ayırt edemeyiz.
Geçenlerde aynı mekanda olduğumuzu söylemek için mesaj atmıştı. Ben kiminle gittiginden habersiz bana anlattığı "gözlerim seni aradi. Etrafıma bakındım" mesajlarını okuyordum. Hiçbirşeyden haberim yoktu ve bu tesadüfün üzerine konuşuyorduk. "İyi ki karşılaşmamışız" dedim ona olup bitenden habersiz ama içime birşeyler doğmuşçasına. Şimdi ise geldiğim nokta ne nefret ne sevgi ne kızgınlık ne üzüntü ne de hayatımda, kalbimde bir yer.
Bu kadar olaylardan yaşananlardan sonra tek denilecek bir şey var ise ben demek ki insandan anlamıyormuşum.
Eskiden hariçten gazel okuma da denilebilirdi. Burada yazılanlar ne hayatınızı değiştirecek ne de kültürünüze kültür katacak. Burayı sadece kendimi eğlendirme sanatı olarak görüyorum. Baştan söyleyeyim de beklentilerinizi karşılayamadığımda bana laf etmeyin. "Reklamın iyisi kötüsü olmaz" derlerdi değil mi? Bakalım bu yazdıklarımdan sonra oluyor mu göreceğiz.
29 Aralık 2011 Perşembe
31 Ağustos 2011 Çarşamba
Evli Biriyle Beraber Olmak
Peşinen söylemem gerekirse midemi bulandıran bir durumdur evli biriyle birlikte olmak. Çok afedersiniz ama benim gözümde adilikten başka bir şey değildir. Cinsiyetin ne olduğu fark etmez, ha erkek ha kadın kim yaparsa yapsın.
Önce evli olup da karısını veya kocasını aldatana gelelim...Sadakat insan olmanın en temel kurallarından biridir. Bu sebeple insan bile olamamış bu varlık ailesini çoluğunu çocuğunu düşünmeyip kendi hissiyatı ve zevkleri uğruna her şeyi bir kalemle çizmeye yeltenmiş olur. Kişi neden aldatır ? Maymun iştahlı olduğu için, etrafında aklını çelecek insanlar olduğu için, eşinin kendisine yetmemesi sebebiyle, eşinde aradığını bulamadığı için, kendisine kuyruk sallandığı için. Aldatanın biraz haysiyeti biraz onuru biraz kişiliği kalmış olsa böyle bir şeye yeltenmezdi. Fakat artık o kişinin kendisine hayrı kalmadığından dolayı aldatana ancak acınılır. Çünkü aldatan bir daha asla mutlu olamaz. Genelde çevremizdeki yorumlara bakarsan aldatan kişi kadınsa bir sebebi vardır denir. Hatta aldatan kadınlara yönelik forumlar bile mevcut. Ben ise diyorum ki ne sebebi olursa olsun hiç kimse aldatmamalı. Biliyorum bu konuda çok katıyım ama karısını veya kocasını aldatan kişi benim arkadaşım bile olamaz. Aynı masada bile oturmam o insan müsveddesiyle. Ben bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip de bana ne aldattıysa kendi karısını/kocasını aldattı diyemem. Aldatmak yanlış olduğu kadar erkek fizyolojisine zevk kadın psikolojisine ego veren bir unsurdur. Bol adrenalindir, erkek için; rakipler olmasına rağmen o benim oldu, kadınlar için; bende hala iş var 'dır.
Gel gelelim evli biriyle birlikte olan kadına / erkeğe. Dünyada o kadar karşı cinsten ilişkiye uygun insan varken gidip de sorumluluğu olan çoluğu çocuğu olan birine yamanmak niye ? Bu insan müsveddeleri kadar karakteri yerlerde gezen kimse yoktur kanımca. Bunu yapabilmek "kendisi düşünmüyorsa ben neden onun ailesini düşüneyim ki" diyecek kadar umursamaz ve şerefsiz olabilmektir. Kadını da erkeği de beş para etmez. Evet toplumumuzda o kadına orospu denir ve sonuna kadar da haklıdırlar. Ama benim gözümde aynı derecede düşüklüğe sahip erkeğe de şerefsiz denir haysiyetsiz denir.
Ki düşünün ben sırf yazı yazarken bile bu konuda bu şekilde parlayabiliyor isem gerçeğine şahit olsam neler neler olur. Ben etrafımda da bunları yapabilecek adam istemem. Ben iki arkadaşa sahip olurum ama adam gibi adam arkadaşlarım olur bu bana yeter. İnsanda haysiyet, onur, şeref, utanç, karakter olmazsa o insanın ne sana ne bana hayrı yoktur. Bırak onu kendisini bile mutlu edemez o kişi. Buna müslümanı hristiyanı musevisi ateisti deisti hiç biri tahammül edemez. Her dinde her dilde her ırkta her ülkede bu şerefsizliktir. Allahın sizin karşınıza böyle insanlar böyle karaktersiz arkadaşlıklar çıkarmaması dileğiyle...
30 Ağustos 2011 Salı
İmanlılık Dönemleri
Bir "Ramazan Müslümanlığı"nın daha sonuna geldik. Yine aramızdaki en alkolikler, en kumarbazlar, en zaniler (zina yapan kimse) bir aylığına rahibelerden daha aziz kesildiler başımıza. Üstelik bir de oruç tutmayanlar hakkında en ağır eleştirileri yaptılar, kınadılar çok hakları varmış gibi. E adama demezler mi seni yaradanı mı kandırdığını zannediyorsun diye. Ne olacak sanıyorlar ki o korktukları hesap gününde ? Sen Allah için hiç bir şey yapmamışsın üstelik içki kumar vs haram ne varsa yapmışsın dediklerinde "e ama oruç tuttum" diyip yırtacaklarını mı sanıyorlar. Yılda sadece bir ay dinini hatırlayıp geri kalan onbir ay "elhamdülillah müslümanız"dan öteye gidemeyen insanlardan bahsediyoruz.
Zannetmeyin ki bir tek "Ramazan Müslümanlığı" var, bizde de paskalya hristiyanları var daha doğrusu genelleme yaparsak bayram imanlıları diyebiliriz. Ömrü boyunca kiliseye gelmez millet, tüm yıl boyunca her pazar kırk kişiyi geçmez ayine gelen kişi sayısı fakat paskalyada veya "İsa'nın doğuşu" yortusunda 200leri görürüz. İyi de neden? Sadece bayramda mı ibadet etmeniz gerektiğinden? Veya sadece bayramlarda mı dininiz aklınıza geldiğinden?
Ben bu yazımda neleri demek istemedim bir açıklayalım. Ki tartışmaya açık bir kısım kalmasın. Gidin ibadetinizi edin demek istemedim veya gidin orucunuzu tutmayın da demek istemedim. Ya da ne bileyim kumar oynayıp zina yapıp oruç zamanı oruç tutmayın da demek istemedim. Bunların hepsini aklınızdan bir çıkarın. Demek istediğim şudur ki "olduğunuz gibi görünün". Sırf Ramazan'da oruç tutup kendinizi çok dindar biri gibi tanıtıp öyle konuşmalar yapmayın. Çünkü Ramazandan sonra tüm günahları işleyen beden de bu beden. Mütevazı olmayı bilin çünkü dışarıdan çok komik gözüküyorsunuz. Şunu demek çok mu zor "hatalarım oluyor ama en azından Ramazan ayında bu hatalardan vazgeçebiliyorum". Neden tutmayanları küçümseyip o bir ay dışında senin de onlardan farksız olduğunun farkına varmıyorsun. Kibirli olduğundan dolayı mı ? Unutmayın ki kibir şeytanın en sevdiği günahtır.
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Farklı bir bakış ile irade'nin varlığı
Ben hayat denen oyunda bir kukla olduğumu düşünüyorum. Peki siz bu oyunun neresindesiniz ? Sağlamcı mısınız risksever mi şanslı mı yoksa hiç bir boka sahip olamayan kısım mı?
Madem Allah bizim gelecekte ne yapacağımızı ne zaman kiminle evleneceğimizi kaç yaşında öleceğimizi hangi işte çalışıp nasıl bir hayat süreceğimizi biliyor ise biz ne için çabalıyoruz. Allah bildiği için tüm bunları yaşamıyor muyuz zaten. Madem kendi irademiz var ; A yolunu seçeceğimi seneler (kim bilir belki de asırlar) öncesinden biliyor Allah, peki ben o seçimde B yolunu seçersem eğer o zaman ne olacak Allah yanılmış mı olacak. Haşa gibi lafları söylüyorsunuz sanırım duyabiliyorum. Yanlış anlaşılmasın ateist değilim kendi halinde bir Hristiyanım. Müslümana da Hristiyana da bu soruyu sorduğumda tatminkar bir cevap alamıyorum. B yolunu seçmem imkansız çünkü seçersem Allah yanılmış olur ki bu da imkansız. O zaman biz yazılanı oynuyoruz ne anlamı var ki. Seçim yapmak zorunda kaldığımızda aslında o seçim çoktan belliydi de sen (biz) kendimiz yapıyoruz sanıyoruz kendimiz seçiyoruz o yolu sanıyoruz.
Dayımdan öğrendiğim bir şey vardı. Soruyordu bana ; - Allah herşeye kadir midir. Ben de tabii -evet diyordum cevap olarak. Sonra o bunun üstüne şu soruyu yönlendiriyordu - peki o zaman Allah kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi? . Böyle bir paradoks oluşturuyordu bu soru. Kime isterseniz sorun net bir cevap alamayacaksınız çünkü adı üstünde ya paradoks. Verebiliyorsanız verin cevabı da ondan sonra sizinle bir konuşalım bu konuyu.
Madem Allah bizim gelecekte ne yapacağımızı ne zaman kiminle evleneceğimizi kaç yaşında öleceğimizi hangi işte çalışıp nasıl bir hayat süreceğimizi biliyor ise biz ne için çabalıyoruz. Allah bildiği için tüm bunları yaşamıyor muyuz zaten. Madem kendi irademiz var ; A yolunu seçeceğimi seneler (kim bilir belki de asırlar) öncesinden biliyor Allah, peki ben o seçimde B yolunu seçersem eğer o zaman ne olacak Allah yanılmış mı olacak. Haşa gibi lafları söylüyorsunuz sanırım duyabiliyorum. Yanlış anlaşılmasın ateist değilim kendi halinde bir Hristiyanım. Müslümana da Hristiyana da bu soruyu sorduğumda tatminkar bir cevap alamıyorum. B yolunu seçmem imkansız çünkü seçersem Allah yanılmış olur ki bu da imkansız. O zaman biz yazılanı oynuyoruz ne anlamı var ki. Seçim yapmak zorunda kaldığımızda aslında o seçim çoktan belliydi de sen (biz) kendimiz yapıyoruz sanıyoruz kendimiz seçiyoruz o yolu sanıyoruz.
Dayımdan öğrendiğim bir şey vardı. Soruyordu bana ; - Allah herşeye kadir midir. Ben de tabii -evet diyordum cevap olarak. Sonra o bunun üstüne şu soruyu yönlendiriyordu - peki o zaman Allah kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi? . Böyle bir paradoks oluşturuyordu bu soru. Kime isterseniz sorun net bir cevap alamayacaksınız çünkü adı üstünde ya paradoks. Verebiliyorsanız verin cevabı da ondan sonra sizinle bir konuşalım bu konuyu.
21 Ağustos 2011 Pazar
Günün Muhakemesi
Bugün çok yorucu bir gündü, memleketimin fikirtepe 'sini keşfettim..Ve anladım ki buralar hiç bana göre yerler değil. Kimse bana oranın da Kadıköy olduğunu kabul ettiremez. Kadıköy bu değil çünkü...
Ehliyet sınavı için çektiğimiz eziyete bak, öss sınavında bile bunu çekmemiştim ya. Ha tabii bunda çok saygıdeğer "şerefsiz" minibüs şöförünün de payı yok değil hani. Bana okula yakın yerden geçiyorum diyip Göztepe minibüsüne bindirdi ve beni indirdiği sıra sınava 45 dakika daha vardı. Fakat ben sınava son üç dakikada yetiştim.. Anlayın artık ne yol yürüttü o saygıdeğer "şerefsiz".
Neyse bitti mi ? Bitmedi. Bir de sınav çıkışı hikayemiz var. Okula girerken etrafıma pek bakamamıştım yetişebilme telaşı ile fakat çıktığımda ne göreyim ? Haklısınız hiç bir şey göremedim araba geçmez taksi geçmez vesait hiç yok. Adamın tekine sordum "Kadıköye, vatanıma nasıl gidebilirim, hangi vesait var buralarda" diye. "Yok öyle bir vesait, E-5 e ineceksin" demez mi.. Tam 3 üst geçit saydım üstünden geçtiğim. Neyse zar zor buldum bir Kadıköy minibüsü atladım, derken tabii Kadıköyden kasıtlarının Haydarpaşa olduğu da aklımdan gitmişti. Oradan ver elini sen sağ ben selamet 13:30'da ancak kendimi Kadıköy çarşı içinde bulabildim.
Kiminize göre ne var ki bunda dedirtecek bir yol ama benim için fazlaydı. Hala ayaklarım ağrıyor. Çok sevgili kardeşimin de gidişte şöförün bizi indirdiği yerde "yürüyelim nasılsa vaktimiz var daha. boşver taksiyi" demesini ise unutmayacağım. Ona da ayrı bir salladım anlayacağınız.
Neyse bu kadar şeyi anlattıktan sonra bir de baktım rüyaymış diyip saçmasalak bir espri anlayışına sahip olmayı çok isterdim ama maalesef hepsi gerçek. Peki tüm bunlardan edindiğimiz ana fikir ne imiş ? Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş. Daha önce de dediğim gibi, kendini dindar olarak görenlerin "dinsiz" diye yargıladıkları kişiler benim için dua etsin, bari sınavdan geçelim de bir şeye değmiş olsun. Yoksa bu ayaklar bu akılsız baş ile daha çoook çekeceğe benziyor.
Ehliyet sınavı için çektiğimiz eziyete bak, öss sınavında bile bunu çekmemiştim ya. Ha tabii bunda çok saygıdeğer "şerefsiz" minibüs şöförünün de payı yok değil hani. Bana okula yakın yerden geçiyorum diyip Göztepe minibüsüne bindirdi ve beni indirdiği sıra sınava 45 dakika daha vardı. Fakat ben sınava son üç dakikada yetiştim.. Anlayın artık ne yol yürüttü o saygıdeğer "şerefsiz".
Neyse bitti mi ? Bitmedi. Bir de sınav çıkışı hikayemiz var. Okula girerken etrafıma pek bakamamıştım yetişebilme telaşı ile fakat çıktığımda ne göreyim ? Haklısınız hiç bir şey göremedim araba geçmez taksi geçmez vesait hiç yok. Adamın tekine sordum "Kadıköye, vatanıma nasıl gidebilirim, hangi vesait var buralarda" diye. "Yok öyle bir vesait, E-5 e ineceksin" demez mi.. Tam 3 üst geçit saydım üstünden geçtiğim. Neyse zar zor buldum bir Kadıköy minibüsü atladım, derken tabii Kadıköyden kasıtlarının Haydarpaşa olduğu da aklımdan gitmişti. Oradan ver elini sen sağ ben selamet 13:30'da ancak kendimi Kadıköy çarşı içinde bulabildim.
Kiminize göre ne var ki bunda dedirtecek bir yol ama benim için fazlaydı. Hala ayaklarım ağrıyor. Çok sevgili kardeşimin de gidişte şöförün bizi indirdiği yerde "yürüyelim nasılsa vaktimiz var daha. boşver taksiyi" demesini ise unutmayacağım. Ona da ayrı bir salladım anlayacağınız.
Neyse bu kadar şeyi anlattıktan sonra bir de baktım rüyaymış diyip saçmasalak bir espri anlayışına sahip olmayı çok isterdim ama maalesef hepsi gerçek. Peki tüm bunlardan edindiğimiz ana fikir ne imiş ? Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş. Daha önce de dediğim gibi, kendini dindar olarak görenlerin "dinsiz" diye yargıladıkları kişiler benim için dua etsin, bari sınavdan geçelim de bir şeye değmiş olsun. Yoksa bu ayaklar bu akılsız baş ile daha çoook çekeceğe benziyor.
19 Ağustos 2011 Cuma
Geç kalmış olabilirim..İyi de bana ne ?
Ugh ! selamlar tüm blog severlere. Aslında blog seven çok ama okuyan yazan yok. Ben de onlardan biriydim sonra kafama Newton'un elmalarından düştü sanırsam ki şimdi buradayım. Çok kişi blog takip etmez biliyorum okuyacak birileri varsa o da iki üç kişidir onun da farkındayım. O sebepten ötürü size çok usturuplu düzenli ve özen gösterilmiş bir blog sunmayacağım. Dört kişi için kendimi mi yırtacağım Allah aşkına ?
Şimdi gelelim küfür meselesine..Bu blog'da kesinlikle rastlayacağınıza emin olun. Sanmayın ki sürekli bu ağızla yazacağım. Size ilk konuşmam olduğu için usturuplu yazmaya çalıştım. Can babanın da dediği gibi ;
Ben bu mevzuda sanmayın ki işçi sınıfı oluyorum. Ben ne işçi sınıfıyım ne de burjuvaziyim. Dolayısıyla kimi zaman ettiğim küfür büyük bir sitem içerir, kimi zaman ise nefret.. Kısacası yazılarında sağı solu belli olmayan, sözlerinin kölesi biriyim ben.
Kendi hakkımda üç beş söylenecek şeyler var ise onlar da bencilliğimin had safhada olup yay burcunun tüm özelliklerine sahip olmamdır. Dahası için beni takip edin...
Şimdi gelelim küfür meselesine..Bu blog'da kesinlikle rastlayacağınıza emin olun. Sanmayın ki sürekli bu ağızla yazacağım. Size ilk konuşmam olduğu için usturuplu yazmaya çalıştım. Can babanın da dediği gibi ;
| Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur. Küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir | |
|---|---|
Ben bu mevzuda sanmayın ki işçi sınıfı oluyorum. Ben ne işçi sınıfıyım ne de burjuvaziyim. Dolayısıyla kimi zaman ettiğim küfür büyük bir sitem içerir, kimi zaman ise nefret.. Kısacası yazılarında sağı solu belli olmayan, sözlerinin kölesi biriyim ben.
Kendi hakkımda üç beş söylenecek şeyler var ise onlar da bencilliğimin had safhada olup yay burcunun tüm özelliklerine sahip olmamdır. Dahası için beni takip edin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)